Ruh

Ruh hayatın “bismillahı”dır
Ruh hayatın “bismillahı”dır, yani başlangıcıdır. Herşeyin başlangıcı ruhtur. Ruh düzeninin bozulduğu yerde hayat yok olmaya başlar. Dünya beden ise, ruh onun canıdır.

(160-161.sayfa) 


Türkmenin manevi dünyası
Ben Türkmenin manevi dünyasından bahsederken, her zaman onun yürek ve gönül coşkusundan, insanoğlunun dünyada her zaman ümit içerisinde yaşamasından ve bu ümide erişeceğini bilmesinden, vatana, halkına, adalete inanmasından, kendisinin arzu ve dileklerinin tatmin edileceğini bilmesinden bahsediyorum.

İnsan, gönlünde beslediği arzulardan ümidini keserse ruhen çöker, hayal kırıklığına uğrar. Merhamet, şefkat, dürüstlük, adalet, manevi yücelik, birliği muhafaza etmek, milletini sevmek, komşularını sevmek, halkını sevmek, vatanını sevmek duyguları insanın kalbinde olmalıdır.

Allah Teâlâ, insanı yarattığında ona beden ve ruh vermiştir. İnsanoğlunun maneviyatı güçlü olursa fertlerin maneviyatı birleşerek cemiyetin maneviyatını geliştirir. Ferdin maneviyatı güçlü olursa, halkın da maneviyatı güçlü olur.

Zaman mefhumu kendine münhasır şartlar içinde gözönüne getirilse, bütün hayatın küçülerek bir devvar-u gaddarın elinde küçük bir şahsa dönüştüğünü, tek bir varlık haline geldiğini hissedersin. Onun ne dili, ne de ağzı vardır. Fakat o söylemek istediğini uçsuz-bucaksız Karakum çölünün üzerinden fırtınalar gibi esip gelen rüzgarların, Hazar’ın üstünden dalga dalga esen yellerin, Köpetdağ’ın yamaçlarından gelen tatlı meltemlerin dilinden söylüyor. Bu da Türkmenin ruhuna tesir ediyor.

(288.sayfa)


Ruhi hayat üç esasa sahiptir
Ruhi hayat üç esasa sahiptir. Bunlar zihin, akıl ve hafızadır. Bunların ilk ikisi atalarımızdan bize tevarüs eder. Ben her zaman insan ömrünün, şahsiyetinin olgunlaşmasını iki döneme ayırıyorum.

Birinci dönem insanın kendi kendisini bilmediği, tanımadığı dönem. İkinci dönem ise insanoğlunun kendisini tanımaya, bilmeye başladığı zamanı içeren devirdir. Kendini tanımaya başlamasından sonraki devir ise hafıza devridir. Bu dönemde insan hafızası gelişir, kemale erer, bu devirdeki vaka ve hadiseler aklında kalır. Başka bir deyişle bu, insanın özel ömrü, şahsi yaşantısıdır. Bundan önceki dönemde ise insan, atalarının ömrü ile yaşar. Bu dönemin hükümranı atalarımızdan tevarüs eden beden, damar-kan, yaratıcılık, yenilikçilik, üreticilik ve hareketlilik özelliklerine sahip olur.

Türkmenin manevi dünyasını coşturan, yaşama hevesini doğuran, asil soylu ataların ruhudur. Bu Türkmen milletine, diline, dinine, tabiatına, musikisine, ailesine, hayatına, kısacası bütün meşru örf-adetlerine olan büyük sevgisidir.

(289.sayfa)


Ruhu, gerektiği şekilde muhafaza etmek farzdır.
Ruh, bizim bedenimizde Allah’tan bir parçadır. Allah’ın lutfettiği ruhu, gerektiği şekilde muhafaza etmek farzdır.

(305.sayfa)