|
Türkmenin
manevi dünyası
Ben Türkmenin manevi dünyasından bahsederken, her
zaman onun yürek ve gönül coşkusundan, insanoğlunun dünyada
her zaman ümit içerisinde yaşamasından ve bu ümide erişeceğini
bilmesinden, vatana, halkına, adalete inanmasından, kendisinin
arzu ve dileklerinin tatmin edileceğini bilmesinden bahsediyorum.
İnsan, gönlünde
beslediği arzulardan ümidini keserse ruhen çöker, hayal kırıklığına
uğrar. Merhamet, şefkat, dürüstlük, adalet, manevi yücelik,
birliği muhafaza etmek, milletini sevmek, komşularını
sevmek, halkını sevmek, vatanını sevmek duyguları
insanın kalbinde olmalıdır.
Allah Teâlâ, insanı
yarattığında ona beden ve ruh vermiştir. İnsanoğlunun
maneviyatı güçlü olursa fertlerin maneviyatı birleşerek
cemiyetin maneviyatını geliştirir. Ferdin maneviyatı güçlü
olursa, halkın da maneviyatı güçlü olur.
Zaman mefhumu kendine münhasır
şartlar içinde gözönüne getirilse, bütün hayatın küçülerek
bir devvar-u gaddarın elinde küçük bir şahsa dönüştüğünü,
tek bir varlık haline geldiğini hissedersin. Onun ne dili, ne
de ağzı vardır. Fakat o söylemek istediğini uçsuz-bucaksız
Karakum çölünün üzerinden fırtınalar gibi esip gelen rüzgarların,
Hazarın üstünden dalga dalga esen yellerin, Köpetdağın
yamaçlarından gelen tatlı meltemlerin dilinden söylüyor. Bu
da Türkmenin ruhuna tesir ediyor.
(288.sayfa)
Ruhi
hayat üç esasa sahiptir
Ruhi hayat üç esasa sahiptir. Bunlar zihin,
akıl ve hafızadır.
Bunların ilk ikisi atalarımızdan bize tevarüs eder. Ben
her zaman insan ömrünün, şahsiyetinin olgunlaşmasını iki
döneme ayırıyorum.
Birinci dönem insanın kendi kendisini bilmediği,
tanımadığı dönem. İkinci dönem ise insanoğlunun
kendisini tanımaya, bilmeye başladığı zamanı içeren
devirdir. Kendini tanımaya başlamasından sonraki devir ise
hafıza devridir. Bu dönemde insan hafızası gelişir,
kemale erer, bu devirdeki vaka ve hadiseler aklında kalır. Başka
bir deyişle bu, insanın özel ömrü, şahsi yaşantısıdır.
Bundan önceki dönemde ise insan, atalarının ömrü ile yaşar.
Bu dönemin hükümranı atalarımızdan tevarüs eden
beden, damar-kan, yaratıcılık, yenilikçilik, üreticilik
ve hareketlilik özelliklerine sahip olur.
Türkmenin manevi dünyasını coşturan, yaşama
hevesini doğuran, asil soylu ataların ruhudur. Bu Türkmen
milletine, diline, dinine, tabiatına, musikisine, ailesine, hayatına,
kısacası bütün meşru örf-adetlerine olan büyük
sevgisidir.
(289.sayfa)
Ruhu,
gerektiği şekilde muhafaza etmek farzdır.
Ruh, bizim bedenimizde Allahtan bir parçadır.
Allahın lutfettiği ruhu, gerektiği şekilde muhafaza
etmek farzdır.
(305.sayfa)
|