Nuh peygamber

Türkmen halkının Nuh aleyhisselama kadar uzanan büyük tarihi geçmişi var.

Nuh aleyhisselam, oğullarından Yafes’in soyuna yurt olarak Türkistan iklimini verdi.

(9.sayfa) 


Yüce Tanrı, Türkmen’e VELUTLUK verdi. O, çoğaldıkça çoğaldı, arttıkça arttı. Tanrı ona iki özellik verdi: RUH YÜCELİĞİ(*)  VE CESARET. Yolunu aydınlatacak bir ışık olarak da onun gönlüne ve zihnine feraset meşalesini koydu. Bundan sonra, bu kullarına umumi isim verdi: TÜRK İMAN. Türk:asıl, İman:nur demektir. Buna göre TÜRK İMAN yani TÜRKMEN şu anlama gelir: “Aslı nurdan”. Türkmen adı dünyada işte böyle türedi.

Yüce Allah kutsal emriyle Nuh peygambere bazı sayfalar gönderdi. Nuh aleyhisselam bunları kendi soyundan gelen insanlar arasında yaydı. Bu mukaddes sayfaların özü esasen “AHLAK GÜZELLİĞİ”dir. Onda şöyle sözler vardı:

“Gençlere namus, kızlara haya, ihtiyar kadın ve erkeklere akıl, feraset ve vakar, gelinlere asalet.”

Nuh peygamber evlatlarına, -gençlere- gayretlilik, ruh yüceliği, erdemlilik, ahde vefa, çalışkanlık öğretti. Onlarda, bunlara bulaşacak küçücük lekenin namusa bulaşan lekeyle aynı şey olduğu düşüncesini yerleştirdi. Türk İman, yani Türkmen yiğitleri doğdukları yere, hısım akrabalarına, ebeveynlerine dil uzatılsa, bunu namuslarına dil uzatılmış kabul etmişler, bu uğurda mücadele etmekten geri durmayı akıllarından bile geçirmemişlerdir.

Nuh peygamber kızlarına, gelinlerine ve yaşlı kadınlara vücutlarını uzun ve geniş elbiselerle örtmelerini buyurdu. Saçlarını yazmayla örtmelerini buyurdu. Fakat yüzlerini açık bıraktı. “Türk imanların, (Türkmenlerin) yüzünde Yüce Tanrı’nın nuru tecelli eder. Onun için onların yüzüne Yüce Tanrı’nın nur meşalesi olan güneşin şulesi düşmeli, buna engel olunmamalıdır. Çocuğunuzun ve zevcenizin yüzüne vurmayın.”diye, Nuh peygamber vasiyet ederdi. Ağızlarına gelince, örtmelerini buyurdu. Bu örtü zamanla yaşmak halini aldı. Kızlara, gözleri bir erkeğin yüzüne düşünce elbiselerinin yeniyle gözlerini kapatmayı, uygunsuz sözler işitince yenlerini ısırmayı buyurdu.

Nuh peygamber, ihtiyarlara çocuk terbiyesinde akıllı, vakur, ferasetli, dikkatli hareket etmelerini buyurdu ve bunu çocukların gerçek insana yakışacak özellikleri taşımaları için büyük bir mesuliyet olarak ihtiyarların omuzuna koydu. Çünkü Nuh peygamber gençlerin hata yapmamalarını, yanılmamalarını istiyordu. O şöyle vaaz ediyordu:

“Büyükler bir kez yanılırsa, küçükler bin kez yanılır. Evde baba yanılsa, oğul yanılır; ana yanılsa, kız yanılır; babalık ve analık (kaynana ve kaynata) yanılsa, gelin yanılır.” Bunun için Türk İman ev adabını ihdas etti.

O adab-ı muaşeret aşağıdaki gibidir:

1. Büyükleri saymak.

2. Küçükleri sevmek.

Nuh peygamber; “Büyüğünü saymazsan, küçüğünü sevmezsen insanlık kaybolur; acımasızlık başlar.” buyururdu.

3. Ana-babaya hürmet etmek.

O, bu konuda çocuklara sevdirerek nasihat etti. “Ana-babanızın yüzüne bakarak konuşmayın, onlara surat asmayın. Bir şey buyururlarsa mutlaka yerine getirin.”dedi. Bunlar çocuklarda kısa zamanda alışkanlık haline gelir.

4. Temiz ve uyumlu giyinmek. (Dış görünüş)

Nuh peygamber şöyle buyururdu: “Giysi insanı süsler, göze hoş gösterir. Kendinize yakışan giyecekler giyin.”

5. Evinde kendi emeğinle, alın teri dökerek kazandığın nesneleri bulundurmak.

Nuh peygamber: “Kimsenin bir şeyini alma ve evine getirme, kendi üzerine geçirme.” buyururdu. O ayrıca “Ev-ocak, ziyaretgahtır.”derdi.

6. Evin süsü, derli toplu olması, göze hoş görünmesi ve temizliği.

“Evdeki her bir nesne gönlünü rahatlatmalıdır, keyfini düzeltmelidir, insanın kalbinde yaşama sevinci uyarmalıdır.” diye Nuh peygamber tekrar tekrar söylerdi. “Evin pis olursa kendin de müflis olursun, moralin bozulur, keyfin kaçar.”derdi.

7. Evini, evin içindekileri, evin dışını, yani komşularını, yakınlarını, semtini korumak.

Nuh peygamber: “Öncelikle komşularınızı ve mahallenizi içinizden gelerek koruyun. Çünkü düşman komşunun evini talan ederse sıra sendedir.” buyururdu.

8. Ruh zenginliği

Ruh yüceliği.

9. Hanımların süsü.

“Kızlarınızdan gelinlerinizden zümrüt taşları kıskanmayın. Nerede varsa bulup getirin, onlara verin. Kızının, gelininin kalbini kıran Türk iman (Türkmen) değildir. Onlar fıtraten nazik oldukları için gönülleri de naziktir. Onlara nazik davranmak isterseniz gönüllerini alın. Değerli taşları boyunlarına, arkalarına, göğüslerine taksınlar. Ama yüzlerine dokunmayın, yüzün kendisi bin zümrütten değerlidir. Ulu Tanrı’nın kalpteki sevgisi, nuru yüzde temerküz edip dünyaya meşale olur. Böyle yaparsanız onlar daha bir güzel görünür, nazik olur, gönlünüzü açar, ruh verir.” diye, Nuh Peygamber vasiyet ederdi. Her zaman “Evin süsü, yakışığı kızlar, gelinlerdir. Gül bahçede güzel; gelin, kız evde.” derdi.

Bunlardan başka da Nuh Peygamber:

“Ocaklarınızın alevini söndürmeyin. Ocak sönerse, ömür söner. Ateş, yaşayıştır. Ateşle dertler def edilir, kötülükler korkutulur.” derdi.

(12-13.sayfa) 


Her şeye Kadir olan Allah Teâlâ’nın peygamberimiz Muhammet'e gönderdiği Kuran-ı Kerim’de; Nuh’a, İbrahim'e, Musa, İsa we Muhammet'e yüce ruhlular (ulu’l-azm) adı verilmiş.

(21.sayfa)