Aile

Türkmen erkeği kendi evine barkına, ailesine, yetkin reislik etmeli, onları iyiliğe yönlendirmelidir.

(18.sayfa) 

Rivayetler

Su perisi ve delikanlı hakkında rivayet

Burla Hatun'un misalınde türkmen kadınlarınn ar ve namusu

Birlik-beraberlik hakkında rivayet


Er kişi her yerde kendini halka gösterecek güneş değildir. Hatun kişinin eri ava ve savaşa gittiğinde, evini tertipli ve temiz tutsa, eğer elçi ya da misafir eve geldiğinde bütün herşeyi tertip ve düzen içinde yerine getirip iyi aş pişirse, misafirin eksik gediğini karşılasa, şüphesiz erinin namını yükseltir. Kendi namı da il içinde yayılır. İyi er, iyi hatundan belli olur. Eğer hatun yaramaz olup ev işlerinde beceriksiz olsa erin çaresizliği ondan belli olur.

(88.sayfa) 


Eski alimler; “Bir kına iki kılıç sığmaz” demişlerdir. “Bir kadını iki er alamaz. Bir yurda iki töre sığmaz!”

(99.sayfa) 


Atamız Oğuz Han’dan bize kalan bir nasihat; sen kim isen, ona göre yük götür!. Büyük olsan büyük, küçük olsan küçük yük. Kendi evinin adamıysan, vazifen ailenin geçimi; obanın kethüdası isen, vazifen obanın idaresi; hükümdar olsan vazifen ilin idaresi; serdar olsan, vazifen yurdun idaresidir!

(100.sayfa) 


Oğuz Han, nişanlandığı kıza şöyle demiştir; “Şimdi seni benimle nişanladılar. Eğer sen Allah’ın bir olduğunu ikrar edip, ona bütün kalbinle inanırsan seni kendime eş yapar ve candan severim.” Kız da şöyle cevap verdi. “Ben hakiki tanrı hakkında hiç bir şey bilmiyorum, ama senin sözlerini de, buyruklarını da yerine getiririm” Oğuz Han şöyle dedi. “Benim tek arzum budur yani senin bir olan Allah’a iman etmeni emrediyorum.” Kız şöyle cevap verdi. “Ben senin dediklerinin hepsine razıyım.” Bundan sonra o gerçek imana sahip olup bir olan Allah’a kulluk eden bir insan oldu.

Oğuz Han bundan sonra onu kendine eş olarak aldı, onu candan sevdi, diğer hanımlarını ise unuttu.

(107.sayfa) 


Bizim birlik-beraberliğimiz her bir ailede başlarsa, sarsılmaz olur!

Birlik-beraberlik, ocaktır. Birlik-beraberlik sofradır! Ocağınız şen, sofranız bereketli olsun!

(169.sayfa) 


Evlenme yaşına gelen kadın ve erkek anlaşarak nikahlanma ve aile kurmaya hakkı vardır. Aile ilişkilerinde eşler eşit haklara sahiptir.

(260.sayfa) 


Türkmen halkı mücadeleci bir halk olduğu için erkek evlada ayrı değer vermiştir. Erkek evlat, dünyaya gelse, anne-baba devlet buldum der, akrabaları “Yine bir yumruğumuz artı” der. Aile sayısı sorulunca şu kadar ‘ağız’ var denilmez, şu kadar ‘baş’ var ailemde denilir. Türkmen, kız evladına çok ayrı bir muhabbet duyar. Çünkü kız, naçar, her zaman yardıma muhtaç, ayrıca o başkalara aile olacak. O, anne-baba evinde mutlaka mutlu olmalıdır.

(327.sayfa) 


Türkmen halkı, evladın ebeveyne karşı mesuliyeti konusunda pek çok deyim, atasözü ve ahlak kaideleri ihdas etmiştir. Bunlar halkın binlerce yıldır yaşanan tecrübe birikimidir. Bunların temelinde Türkmen ailesi vardır. Toplum ise ailelerden oluşur. Demek her şey sonuçta toplumu pekiştirmek, güçlendirmek için amaçlanmıştır. Bunun için ferdi değerler, ailevi değerler, toplumsal değerler Türkmenlerde ayrı ayrı olmayıp bir bütünlük, birbirinden ayrılmaz parça olan değerler manzumesidir. Böyle bir uyumluluk Türkmenlere binlerce yıldır millet olarak kaybolmadan yaşamlarını sürdürmeye yardım etmiştir. Sovyet döneminde özellikle anne-kız, baba-oğul ilişkilerine, milli değerlerimize köklü zarar verildi. Bundaki amaç Türkmen ailesini yıkmaktı. Bunun Türkmen milletini yok etmek için en uygun yol olduğu anlaşılmış ve bu kasten uygulanmıştır.

(328.sayfa) 


Günümüzde, Türkmenin Altın Asrında esas hedefimiz aile ilişkilerini ve aile değerlerini yeniden canlandırmak ve tanzim etmektir. Bu ilişkiler içinde evladın anne babasına karşı vazifesinin özel bir yeri vardır.

(329.sayfa) 


Bilim siyasetinin ana hedefi, çocuğu sokak terbiyesinden kurtarmak, aile terbiyesini pekiştirmek için anne ve babalara yol göstermektir.

(344-345.sayfa) 


Eğer biz çocuklarımızı sokaktan korumak istiyorsak, aile ve okul terbiyesini gerektiği gibi düzenlemeliyiz.

(345.sayfa) 


Türkmenin kardeşine değer verişi hakkında çok ibretli bir rivayet var.

Eski zamanlarda bir aile düşmandan kaçmak zorunda kalıyor. Ama bir at ile nereye kadar kaçacaksın, hem de bir ata bir kaç kişinin binmesi gerekiyorsa?

O zaman delikanlı:

“Kadın yolda, evlad belde bulunabilir, kardeşi ise hiç bir yerde bulmak mümkün değildir.” diye oğluyla eşini bırakıp yalnız kardeşini almış, ata atlayıp, düşmandan kaçmış ve kurtulmuş, derler.

(355.sayfa)


Sevip, delicesine sevip, Ceyhun gibi coşarak sevdiği kızla evlenip bahtiyar olan insanlar hem hayatın, hem de Allah’ın yoluna su serptiği insanlardır!

Eşini ölürcesine sevmese de, ona hürmet eden, kavgasız, gürültüsüz anlaşabilen insanlar bu dünyanın yüzlerine güldüğü insanlardır. Böyle bir ailede birlik ve beraberlik, saadet, karşılıklı anlayış ve duygu hüküm sürer. Böyle bir aile bahtiyar, yani kendi kendisini bahtiyar edebilen ailedir.

(370.sayfa) 


Eve gelen gelini (gelin kelimesi gelen kelimesindendir) aileye alıştırmak, ailenin adabı muaşeretini ona öğretmek, onu yeni yaşama alıştırmak, kocanın, kayınların görevidir.

(371.sayfa) 


Herkes peri gibi güzel kız arzu eder, herkes kadı kızı arzu eder. Ama en akıllıcası kendi haline bakıp kendine denk kızı seçmendir.

(372.sayfa) 


Erkek ile kız sevgi nikahından geçerlerse her zaman bahtiyar olurlar!

Erkek ile kız akıl-mantık nikahından geçerlerse sağlam aile kurarlar!

Erkek ile kız birbirlerine münasip olmazlarsa böyle aile mutsuz aile olur!

Aileyi çok sağlam, güçlü, dostane, mutlu aile haline getiren evlattır. Bir evde çocuk olursa erkek-kız sevgisi anne-baba sevgisine dönüşür. O sevgi ise sevgilerin yücesidir. Çünkü anne-baba kendi hayatını, mutluluğunu, bütün varlığını evladına bağışlayabilir, bu da onlara mutluluk verir.

Gençlere nasihatim, sevin, sevilin, ama birbirinize denk olun! At ile öküzü bir arabaya koşabilirsiniz ama o arabadan araba olmaz, o arabayla yol almak da mümkün olmaz.

(373-374.sayfa) 


Kadın evin direğidir. Ailesinin sağlam olmasını isteyen insan, öncelikle ailenin sofrasına, ocağına, o ocağın sahibine hürmet eder. O zaman sevilen kadın evi için saçını süpürge etmeye, o evin ateşiyle girip külüyle çıkmaya razı olur.

(374.sayfa) 


Karı-koca yeni bir ocak, yeni bir sofra, yeni bir devlettir. Evlat ne kadar çok olursa olsun, sahipsiz kalan aile yetim ailedir. Kadının gittiği evden devlet gider, erkeğin gittiği evden sancak gider. Yaratan her şeyi çift yaratmıştır. Hatta gök ile yer, Ay ile Güneş, dağ ile deniz bile çift çifttir.

(374.sayfa)


Gençler! Siz Güneşsiniz. Tebessüm ederek ailenizin gönlünü alırsanız, eşiniz de ay gibi dünyanızı nurla doldurur.

(375.sayfa) 


Ben her bir zengin Türkmen ailesine sesleniyorum: Tanrı önündeki, halk önündeki borcunu yerine getirmek isteyen Türkmen ailesinin her ferdi, oturduğu caddeye, bahçesine, çevresine, mezarlığa yılda bir fidan diksin!

(381-382.sayfa)