Er kişi her yerde kendini halka gösterecek güneş değildir.
Hatun kişinin eri ava ve savaşa gittiğinde, evini tertipli ve
temiz tutsa, eğer elçi ya da misafir eve geldiğinde bütün
herşeyi tertip ve düzen içinde yerine getirip iyi aş pişirse,
misafirin eksik gediğini karşılasa, şüphesiz erinin namını
yükseltir. Kendi namı da il içinde yayılır. İyi
er, iyi hatundan belli olur. Eğer hatun yaramaz olup ev işlerinde
beceriksiz olsa erin çaresizliği ondan belli olur.
(88.sayfa)
Eski alimler; Bir kına iki kılıç sığmaz
demişlerdir. Bir kadını iki er alamaz. Bir yurda iki töre
sığmaz!
(99.sayfa)
Atamız
Oğuz Handan bize kalan bir nasihat; sen kim isen, ona göre yük
götür!. Büyük olsan büyük, küçük olsan küçük yük. Kendi
evinin adamıysan, vazifen ailenin geçimi; obanın kethüdası
isen, vazifen obanın idaresi; hükümdar olsan vazifen ilin
idaresi; serdar olsan, vazifen yurdun idaresidir!
(100.sayfa)
Oğuz Han, nişanlandığı kıza şöyle
demiştir; Şimdi seni benimle nişanladılar. Eğer sen
Allahın bir olduğunu ikrar edip, ona bütün kalbinle inanırsan
seni kendime eş yapar ve candan severim. Kız da şöyle cevap
verdi. Ben hakiki tanrı hakkında hiç bir şey bilmiyorum,
ama senin sözlerini de, buyruklarını da yerine getiririm Oğuz
Han şöyle dedi. Benim tek arzum budur yani senin bir olan Allaha
iman etmeni emrediyorum. Kız şöyle cevap verdi. Ben senin
dediklerinin hepsine razıyım. Bundan sonra o gerçek imana
sahip olup bir olan Allaha kulluk eden bir insan oldu.
Oğuz Han bundan sonra onu kendine eş olarak aldı,
onu candan sevdi, diğer hanımlarını ise unuttu.
(107.sayfa)
Bizim birlik-beraberliğimiz her bir ailede başlarsa,
sarsılmaz olur!
Birlik-beraberlik, ocaktır. Birlik-beraberlik
sofradır! Ocağınız şen, sofranız bereketli
olsun!
(169.sayfa)
Evlenme yaşına gelen kadın ve erkek anlaşarak
nikahlanma ve aile kurmaya hakkı vardır. Aile ilişkilerinde eşler
eşit haklara sahiptir.
(260.sayfa)
Türkmen halkı mücadeleci bir halk
olduğu için erkek evlada ayrı değer vermiştir. Erkek
evlat, dünyaya gelse, anne-baba devlet buldum der, akrabaları
Yine bir yumruğumuz artı der. Aile sayısı
sorulunca şu kadar ağız var denilmez, şu kadar baş
var ailemde denilir. Türkmen, kız evladına çok ayrı bir
muhabbet duyar. Çünkü kız, naçar, her zaman yardıma muhtaç,
ayrıca o başkalara aile olacak. O, anne-baba evinde mutlaka mutlu
olmalıdır.
(327.sayfa)
Türkmen halkı, evladın ebeveyne karşı
mesuliyeti konusunda pek çok deyim, atasözü ve ahlak kaideleri ihdas
etmiştir. Bunlar halkın binlerce yıldır yaşanan tecrübe
birikimidir. Bunların temelinde Türkmen ailesi vardır. Toplum
ise ailelerden oluşur. Demek her şey sonuçta toplumu pekiştirmek, güçlendirmek
için amaçlanmıştır. Bunun için ferdi değerler, ailevi
değerler, toplumsal değerler Türkmenlerde ayrı ayrı
olmayıp bir bütünlük, birbirinden ayrılmaz parça olan değerler
manzumesidir. Böyle bir uyumluluk Türkmenlere binlerce yıldır
millet olarak kaybolmadan yaşamlarını sürdürmeye yardım
etmiştir. Sovyet döneminde özellikle anne-kız, baba-oğul
ilişkilerine, milli değerlerimize köklü zarar verildi. Bundaki
amaç Türkmen ailesini yıkmaktı. Bunun Türkmen milletini yok
etmek için en uygun yol olduğu anlaşılmış ve bu kasten
uygulanmıştır.
(328.sayfa)
Günümüzde, Türkmenin Altın Asrında esas
hedefimiz aile ilişkilerini ve aile değerlerini yeniden canlandırmak
ve tanzim etmektir. Bu ilişkiler içinde evladın anne babasına
karşı vazifesinin özel bir yeri vardır.
(329.sayfa)
Bilim siyasetinin ana hedefi, çocuğu sokak
terbiyesinden kurtarmak, aile terbiyesini pekiştirmek için anne ve
babalara yol göstermektir.
(344-345.sayfa)
Eğer biz çocuklarımızı sokaktan
korumak istiyorsak, aile ve okul terbiyesini gerektiği gibi düzenlemeliyiz.
(345.sayfa)
Türkmenin kardeşine değer verişi hakkında
çok ibretli bir rivayet var.
Eski zamanlarda bir aile düşmandan kaçmak zorunda kalıyor.
Ama bir at ile nereye kadar kaçacaksın, hem de bir ata bir kaç kişinin
binmesi gerekiyorsa?
O zaman delikanlı:
Kadın yolda, evlad belde bulunabilir, kardeşi
ise hiç bir yerde bulmak mümkün değildir. diye oğluyla eşini
bırakıp yalnız kardeşini almış, ata atlayıp,
düşmandan kaçmış ve kurtulmuş, derler.
(355.sayfa)
Sevip, delicesine sevip, Ceyhun gibi coşarak sevdiği
kızla evlenip bahtiyar olan insanlar hem hayatın, hem de
Allahın yoluna su serptiği insanlardır!
Eşini ölürcesine sevmese de, ona hürmet eden, kavgasız,
gürültüsüz anlaşabilen insanlar bu dünyanın yüzlerine güldüğü
insanlardır. Böyle bir ailede birlik ve beraberlik, saadet, karşılıklı
anlayış ve duygu hüküm sürer. Böyle bir aile bahtiyar, yani
kendi kendisini bahtiyar edebilen ailedir.
(370.sayfa)
Eve gelen gelini (gelin kelimesi gelen kelimesindendir)
aileye alıştırmak, ailenin adabı muaşeretini ona öğretmek,
onu yeni yaşama alıştırmak, kocanın, kayınların
görevidir.
(371.sayfa)
Herkes peri gibi güzel kız arzu eder, herkes kadı
kızı arzu eder. Ama en akıllıcası kendi haline
bakıp kendine denk kızı seçmendir.
(372.sayfa)
Erkek ile kız sevgi nikahından geçerlerse her
zaman bahtiyar olurlar!
Erkek ile kız akıl-mantık nikahından
geçerlerse sağlam aile kurarlar!
Erkek ile kız birbirlerine münasip olmazlarsa böyle
aile mutsuz aile olur!
Aileyi çok sağlam, güçlü, dostane, mutlu aile
haline getiren evlattır. Bir evde çocuk olursa erkek-kız
sevgisi anne-baba sevgisine dönüşür. O sevgi ise sevgilerin yücesidir.
Çünkü anne-baba kendi hayatını, mutluluğunu, bütün
varlığını evladına bağışlayabilir,
bu da onlara mutluluk verir.
Gençlere nasihatim, sevin, sevilin, ama birbirinize
denk olun! At ile öküzü bir arabaya koşabilirsiniz ama o arabadan
araba olmaz, o arabayla yol almak da mümkün olmaz.
(373-374.sayfa)
Kadın evin direğidir. Ailesinin sağlam
olmasını isteyen insan, öncelikle ailenin sofrasına, ocağına,
o ocağın sahibine hürmet eder. O zaman sevilen kadın evi
için saçını süpürge etmeye, o evin ateşiyle girip külüyle
çıkmaya razı olur.
(374.sayfa)
Karı-koca yeni bir ocak, yeni bir
sofra, yeni bir devlettir. Evlat ne kadar çok olursa olsun, sahipsiz
kalan aile yetim ailedir. Kadının gittiği evden devlet
gider, erkeğin gittiği evden sancak gider. Yaratan her şeyi
çift yaratmıştır. Hatta gök ile yer, Ay ile Güneş, dağ
ile deniz bile çift çifttir.
(374.sayfa)
Gençler! Siz Güneşsiniz. Tebessüm
ederek ailenizin gönlünü alırsanız, eşiniz de ay gibi dünyanızı
nurla doldurur.
(375.sayfa)
Ben her bir zengin Türkmen ailesine sesleniyorum: Tanrı
önündeki, halk önündeki borcunu yerine getirmek isteyen Türkmen
ailesinin her ferdi, oturduğu caddeye, bahçesine, çevresine,
mezarlığa yılda bir fidan diksin!
(381-382.sayfa)