Gelin

Nuh peygamber
Ğ
gelinlere asaletğ

“Gençlere namus, kızlara haya, ihtiyar kadın ve erkeklere akıl, feraset ve vakar, gelinlere asalet.”

(10.sayfa) 

 

Rivayetler

Su perisi ve delikanlı hakkında rivayet

Burla Hatun'un misalınde türkmen kadınlarınn ar ve namusu

Birlik-beraberlik hakkında rivayet


Nuh peygamber kızlarına, gelinlerine ve yaşlı kadınlara vücutlarını uzun ve geniş elbiselerle örtmelerini buyurdu. Saçlarını yazmayla örtmelerini buyurdu. Fakat yüzlerini açık bıraktı. “Türk imanların, (Türkmenlerin) yüzünde Yüce Tanrı’nın nuru tecelli eder. Onun için onların yüzüne Yüce Tanrı’nın nur meşalesi olan güneşin şulesi düşmeli, buna engel olunmamalıdır. Çocuğunuzun ve zevcenizin yüzüne vurmayın.”diye, Nuh peygamber vasiyet ederdi. Ağızlarına gelince, örtmelerini buyurdu. Bu örtü zamanla yaşmak halini aldı. Kızlara, gözleri bir erkeğin yüzüne düşünce elbiselerinin yeniyle gözlerini kapatmayı, uygunsuz sözler işitince yenlerini ısırmayı buyurdu.

(10-11.sayfa1) 


Nuh peygamber gençlerin hata yapmamalarını, yanılmamalarını istiyordu. O şöyle vaaz ediyordu:

“Büyükler bir kez yanılırsa, küçükler bin kez yanılır. Evde baba yanılsa, oğul yanılır; ana yanılsa, kız yanılır; babalık ve analık (kaynana ve kaynata) yanılsa, gelin yanılır.” Bunun için Türk İman ev adabını ihdas etti.

(11.sayfa) 


Evin süsü, yakışığı kızlar, gelinlerdir
“Kızlarınızdan gelinlerinizden zümrüt taşları kıskanmayın. Nerede varsa bulup getirin, onlara verin. Kızının, gelininin kalbini kıran Türk iman (Türkmen) değildir. Onlar fıtraten nazik oldukları için gönülleri de naziktir. Onlara nazik davranmak isterseniz gönüllerini alın. Değerli taşları boyunlarına, arkalarına, göğüslerine taksınlar. Ama yüzlerine dokunmayın, yüzün kendisi bin zümrütten değerlidir. Ulu Tanrı’nın kalpteki sevgisi, nuru yüzde temerküz edip dünyaya meşale olur. Böyle yaparsanız onlar daha bir güzel görünür, nazik olur, gönlünüzü açar, ruh verir.” diye, Nuh Peygamber vasiyet ederdi. Her zaman “Evin süsü, yakışığı kızlar, gelinlerdir. Gül bahçede güzel; gelin, kız evde.” derdi.

(12-13.sayfa) 


X. Asır tarihçisi İnb-i Fadlan, Türkmenler hakkında şöyle demektedir; “Türkmenler komşuları gibi kadınlarının ve kızlarının yüzlerini örtmezler, onların kadınları özgürdür. Ancak onlar azgınlık nedir bilmezler” demektedir. Türkmenlerin kadınları bütün zamanlarda ar ve namuslarına hiç bir leke değdirmeden yaşamışlardır.

(105-106.sayfa) 


Türkmenistan sıcak bir ülkedir. Renkli, coşkulu, ıtırlı ve güzel baharının ömrü çok kısa olup bir iki ay sürer. Yılın kalan vakitlerinde sararan tarlalar ve samana dönüşen bozkır, sarı keder, sarı tasa olarak kalır. Türkmen gelin ve kızlarının giydiği parlak, açık yeşil, kırmızı, pembe ve menekşe rengi kıyafetler, kısa bahar mevsimini yıl boyunca devam ettirir.

(180-181.sayfa) 


Yeni evlenen genç ilk günden eşine saygı göstermezse, onu her nefesinde incitir, itibarını zedelerse, gerek kaynana, gerekse kaynata o geline uzun süre hürmet etmez. Onların saygı duymadığı kadına komşu da, akarabalar da saygı duymaz. İşte bundan sonra gelin günün altında, yerin üstünde kendi hayatı için mücadele etmeye başlar, ne kocası ile kavga çıkarmaktan geri durur, ne kayın tarafına, komşularına zehrini dökmekten. Dede Korkut kötü eşten sizi Allah korusun buyurmuş. Ama kötü eşten Allah korumaz. Çünkü kadından “ejderha da kaçar” demişler.

(371.sayfa) 


Eve gelen gelini aileye alıştırmak

Eve gelen gelini (gelin kelimesi gelen kelimesindendir) aileye alıştırmak, ailenin adabı muaşeretini ona öğretmek, onu yeni yaşama alıştırmak, kocanın, kayınların görevidir.

Türkmenlerin güzel bir geleneği var; yeni gelin eve geldiğinin ertesi günü, kayınpederine, kaynanasına eğilip selam verir, sonra kızlar onu komşu, yakın akrabaların evlerine götürürler. Gelin onlara da saygı göstererek eğilip selam verir. Böylece gelin Türkmen’in bu hikmetli geleneğine uyarak yakınlarına karşı ilk vazifesini yerine getirmiş olur. Demek ki, siz evlenen gence saygı duyuyorsanız onun ailesine de saygı göstermelisiniz. İşte ilişkiler böyle saygı ile başlar. Bu saygı, bu hürmet zamanla büyük sevgiye, büyük dostluğa dönüşsün. Yeni gelen gelin ailenin, köyün en sevgili, en görkemli gelini olsun. Muhterem erkekler bu durum sizlere bağlıdır.

(371.sayfa)